Öne çıkan

Bitmeyen Dileklerimiz

Merhaba, bu gece insanlar hakkinda yazacagim. Biz insanlar varolussal olarak benciliz. Hani derler ya Aladdinin sihirli lambasi bize denk gelse uc dilek hakkimizin birincisinde sonsuz dilek hakkini isteriz. Evet farkindayim bu biraz abartili oldu ama gercek maalesef buna yakin. ”Hep bana” demeye alismisiz, hep daha fazla istemisiz ve elimizdekilerle yetinememisiz. Ve bundan dolayi hep guc pesinde, abartili sayginlik ya da para pesinde olan insanlar ortaya cikmis. Aramizda hala elindekilerle yetinen bircok insan var biliyorum aslinda onlar gelecegi umutlu kiliyor. Hatta onlardan bazilari daha dogar dogmaz elindekiyle yetinmeyi ogreniyor cunku bundan baska careleri yok buna bir sekilde mecburlar. Ama su hayatta gozlemleyebildigim kadariyla bu insanlar hedeflerine, her sey elinin altinda olan insanlardan daha azimli ve istekli bir sekilde yuruyor. Cunku onlarin kaybedecek hicbir seyi yok. Bu yuzden daha cok bu hayattan ne kazanabileceklerine odaklilar. Aslinda boyle bir insan olmak bizim kendi elimizde her seyin kendi dusuncelerimizde bittigi gibi. Mesela benim tamamina katilamadigim bir soz var ”Cografya insanin kaderidir” birazina katiliyorum o kismi da su ; fakir, yoksul, savas icinde bir ulkede dogmus olmak cogunlukla insani sanssiz kilabilir. Ama katilmadigim kismi insan yasadigi vasat bir ulkede ilim pesinde kosmuyorsa, dogru olmaya calismiyorsa, emek vermiyorsa kusura bakmasin ama bu benim kaderim diye yakinamaz. Hepimiz elimizden geldigince bir seyler yapmak zorundayiz sadece kendi gelecegimiz icin degil, ayni zamanda ulkemiz icin, dunyamiz icin. Hayat kosusturmasi hicbir zaman bitmez son nefesinize kadar kosarsiniz. Bazen nefesiniz kesilir, ya da dusersiniz ama yine her sey gibi tekrar ayaga kalkmak da sizin elinizde. Siz cabalarsaniz bir baskasi daha cabalar sonra bir baskasi daha, biri daha… Boylece bu aliskanlik haline gelir. Caliskanligi bulastirmis olursunuz. Bu sayede insanlik cok guzel seylere ulasabilir.

Guzel seylerin tatsiz sonlari

Guzel seyler demisken insanlik gorevimiz sadece ulkemize, dunyamiza yararli olmaktan ibaret degildir. Burada da suan su saniye aklima gelen su sozu takdim ediyorum: “Insan insanin haritasidir” neden boyle bir sey soyledim hemen aciklayayim. Farz edelim ki hic bilmedigimiz bir ulkedeyiz ama daha once hic gelmemisiz neye ihtiyacimiz var ? Ben soyleyeyim. Yolumuzu bulmak icin haritaya ihtiyacimiz var. Yukaridaki sozden yola cikarsak da haritasiz insan kaybolur. Yani insan insana elbette muhtactir. Acizlik olarak gormeyin sakin tabiki kendi basimiza harikalar yaratabiliriz. Ama eger yardimlasirsak, deneyimlerimizi paylasirsak bunun tadi daha farkli olmaz mi ? Sadece is olarak degil. Mutlulugumuzu paylasirsak cogalir, uzuntumuzu paylasirsak azalir ve bu muhtesem bir sey degil mi ? Tek ihtiyacimiz olan sey dosthane bir omuz belki de… Tabii bunu yaparken cok dikkatli olmaliyiz cunku her insandan dost olmaz. Ne insanlar gordum dost olmak bir yana insan bile olamamis, insanliktan nasibini hic alamamis. Ne yazik ki boylelerini hemen fark edemiyoruz cunku kendilerini ilk etapta belli etmiyorlar gercek dusuncelerini, niyetlerini, dostmus gibi yapiyorlar bunlari hep maalesef deneyimleyerek ogreniyoruz baska yolu yok. Ama eger mesafenizi korursaniz ve cok dikkatli olursaniz boyle aci bir tecrube basiniza gelmeyebilir. Kesin gelmez diyemem cunku hepimiz insaniz hata yapabiliriz onemli olan hatalarimizdan ders cikarmak. Neyin ne zaman bizi bulacagini bilemeyiz. Bu yuzden hazirlikli olmaliyiz her turlu seye. Yani demem o ki yakininda tutacagin insanlari iyi sec, iyi tani, guvenmek icin kendine zaman ver cunku guvenini kiracak bir sey oldugunda insan kolay kolay kendine gelemiyor.

Ve son.

Bu sefer biraz icimi doktum yazdigim zaman rahatliyorum sanki icimden beni rahatsiz eden seyi cikarip atiyormusum gibi. Kendi duygularimi da icine katarak yazdim umarim keyifle okur, icinden kendinizde eksik oldugunu dusundugunuz parcayi alirsiniz. Kendinize iyi bakin tekrar gorusmek uzere, sevgiyle kalin.

Öne çıkan

Tuba’nin Bloguna Hosgeldiniz

Merhaba oncelikle bloguma hosgeldiniz. Ilk yazimda kendimden ve blogumun iceriginden bahsetmek istiyorum. Blog acma amacim kiyida kosede yazdigim kisa yazilar ile bi sonuca baglandi. Yazmayi ve insanlara bir sekilde dokunmayi cok seviyorum. Simdi elim ayagima dolandi cunku ilk blogum ve gercekten buraya hic alisik degilim. Normalde telefonumun “notlar” bolumune yazip birakirdim. Blogumun icerigi benim dusuncelerimden ibaret olucak icimi dokecegim biraz. Belki kizanlar olucak belki de cok sevenler ya da huzur bulanlar. Temennim blogumu okuyan herkesin kendinden bir parca bulmasinda umarim oyle olur 🙂

Simdi biraz kendimden bahsedeyim 20 yasindayim 99 dogumluyum ama lise henuz bitti, hayir sinifta kalmadim sadece hayatimin bir kismini Hollanda’da devam ettirdim buraya geldigimde iki sene sinif dustum. oraya babamin isi dolayisiyla gittim. 9 yasindaydim ve hicbirsey bilmiyordum ne dilini ne insanlarini ne yasayacagimiz yeri cok buyuk bir karmasaydi benim icin. Ama ogrendim zamanla yaklasik 3 yilda orada konusulan Felemenkce dilini ogrendim tabii Turk kokenli olup oyle bir dil ogrenmek basta cok zordu, herhangi bir kursa gitmedim yasayarak ogrendim diyebilirim. Hollanda bana cok guzel seyler katti. Oncelikle insanlari ayirmamayi ogrendim dini, dili, irki ne olursa olsun insandi cunku ve seviyordum onlari ben de kendimi sevdirmis olmaliyim ki bazilariyla hala arada konusuyoruz : ) Dil ogrenmem her acidan beni gelistirdi. Daha sonra orada zorunlu oldugu icin yuzmeyi de ogrendim zorunluydu cunku hollanda sular altinda bir ulke deniz seviyesinin altinda kaliyor. Benim yasadigim kasabanin adi Enkhuizen idi Alkmaar ve Utrecht’te de yasadim Enkuizen deniz seviyesinin baya bi altindaydi. Bu yuzden orada insanlar denize set cekmisler ve inanin her gun kontrol ediyorlardi. Eee can tatli tabii : ) 6 yil orada kaldim uzun bir sureydi benim icin ve akrabalarimi ozluyordum. Yaz tatillerinde gelsek de yetmiyordu. Bir sekilde o 6 yil bitti daha sonra Turkiye’ye donmek zorunda kaldim acikcasi donmus olmaktan pismanim : ( Oradaki ekonomi duzeyini burada mumla aradim vallahi ama bulamadim tabii. Neyseki artik hayallerim ve hedeflerim dogrultusunda ilerliyorum gucumu kendimden alarak kimseye sirtimi dayamadan kendime, kendim dayanak olarak ozgur ve guclu bir sekilde. Ben bana inaniyorum her zaman da inandim. Lutfen sizler de bu hayatta kendinize ne kadar guvenmeniz gerektigini bilin ve unutmayin bir ucurumdan duserseniz sizi kurtaracak bir el aramak yerine belinizde bir ip olsun hazir olun her seye, hayata ve getireceklerine. Goturecekleri de var tabii siz kendinizden odun vermedikce varsin gotursun siz ,size yetersiniz

Kapanis..

Artik bu yazimin sonuna geldim hatta ilk yazi icin biraz uzun bile oldu umarim okurken sikilmazsiniz. (Ayrica belirtmek istedigim bir sey daha var Turkce harfleriyle yazamiyorum nolur yanlis anlasilmasin klavyem USA klavyesi) Kesin yine her sey gibi elime yuzume bulastirdim ama benden simdilik bu kadar umarim keyif almissinizdir ve kendinizden bir parca bulmussunuzdur elimden geldigince samimi olmaya calistim sanki yaninizda oturan bir arkadasiniz gibi. Beni oyle gorun ve ilk gunun gunahi olmaz diyerek kusurlarimi mazur gorun lutfen. Tekrar yazacagim, gorusmek uzere kendinize iyi bakin. Sevgiyle kalin..

Dusunuyorum, oyleyse varim!

Merhaba, yine biriktirip, derleyip, toplayip geldim. Iste buradayim… Benim de basima gelen ve gozlemlerime gore cogumuzun yasadigi bir baski var uzerimizde. Ne sebeple sorulduguna anlam veremedigimiz, bizi aslinda cok icten yaralayan sorular ya da sorgular diyebiliriz. Bunca zaman sorulmamisken birden karsimiza cikiyorlar ve ister istemez zor durumda kaliyoruz. Dogrulari konusmak isterken birden kendimizi yalanlarin icinde buluyoruz belki de. Istemesek de yapiyoruz cunku buna mecbur birakiliyoruz. Dogruyu soylemeye firsat birakmaksizin ustumuze geliyorlar. Boyle bir durumda istesek de soyleyemiyoruz, icimizde yasiyoruz kendi dogrularimizi. Fakat soruldugunda biz bir bireyiz, sorumluluklarimiz var, cok da onemsenmeyen fikirlerimiz ve ideallerimiz. Ulasmak icin kili kirk yariyoruz belki de ama ufacik bir mesafe bile katedemiyoruz. Peki neden? Bunu oncelikle kendimize soralim. Biz neden variz? Neden buradayiz? Amacimiz ne? Baskalarinin dogrulari altinda mi yasiyoruz? vs. Oncelikle biz, tum benligimizle kendimiziz dogru degil mi? Dogrularimizin ve yanlislarimizin olusturdugu bir birey. Akil sahibiyiz. Yerimizi bilen, nerede nasil davranacagimizi bilen kocaman insanlariz. Buna ragmen sorgulaniyoruz belki ailemiz belki toplum ya da dis sebeplerden oturu kendi dogrumuzu sorguluyoruz hatta degistiriyoruz bile. Peki neden kendi dogrularimizla yasayamiyoruz neden illa yaygin bir fikrin, dusuncenin altina siginmamiz gerekli ki? Bence gerekli degil bizi olusturan dogrularimiz demistim ya hani bizi biz yapan seyler eger bunlari degistirirsek bizden geriye ne kalir? Ya da biz eski biz kalir miyiz? Kalmayiz. Degismek her zaman iyi bir sey degildir ozellikle baska bir dusuncenin altina siginmak. Bundan kastim su ; Dogru bildiginiz bir seyi yapiyorsunuz, A kisisi hosuna gitmedigini, B kisisi cok cocukca oldugunu, C kisisi de damardan girip yanlis oldugunu savunuyor. Biz dusuncemizden bu kisiler yuzunden vazgecmek zorunda degiliz. Kendimizi topluma kabul ettirmek zorunda hic degiliz. Evet topluma ayak uydurmaya calisabiliriz ama ayni dogrulari paylasmak zorunda kesinlikle degiliz arkadaslar. Her seyden ote biz o, ABC kisilerinin ne kolesiyiz ne de dusmani. Biz sadece biziz kendi degerlerimiz, dogrularimiz var kimsenin kabul etmek zorunda olmadigi lakin saygi duymak zorunda oldugu dusuncelerimiz var. Yanlislarimiza gelelim. Insan hata yapar evet belki yuz kere ayni hatayi yapar ama onlardan ogrenir de ayni zamanda. Yaptigimiz hatalar bizi daha az hata yapmaya,ogrenmeye ve gelistikce degismeye yonelten yollardir. Bazen bu yollar cok zorlayabilir yine mi ayni hata diyebiliriz fakat her hatada farkli bir sey ogreniriz. Hangi insan hic hata yapmadan bu dunyadan gitti ki? Hepimiz hatali olabiliriz ve bunu duzeltebiliriz de. Onemli olan gercekten hatalarimizdan ogrenmek. ”Hatalarimiz en iyi ogretmenlerimizdir” Hata yapmaktan korkmayin ve olabildigince hata yapin. Yapin ki ogrenin ve gelisin. Kendinizi hatalarinizla da kabullenin ve bir gun ”iyi ki o hatayi yapmisim” diyebilin. Kendinize iyi bakin tekrar gorusmek uzere…

Savaşırken kaybetmek

Hüzünlü bir gece bugün. Bugün Neslican Tayın hayata gözlerini yumdugu gün. Belki kaybedicem ama savaşarak kaybedicem demişti Neslican. Dediği gibi de oldu savaşırken kaybetti. Ama aslında kaybetmiş sayılmaz bir sürü insana umut oldu, neşesiyle, enerjisiyle güzel gülüşüyle,saçlarıyla hayata sımsıkı sarıldı dört kol birden. Biz hayatta olmayı kolay sanıyoruz hangimiz her aldığı nefese şükür ediyor ki aslında her gecenin sabahına uyanabilmemiz, sağlıklı olmamız paha biçilmez bir şeyken neyin aşağılık kompleksi bu? Daha ne istiyoruz pahalı yaşamlar, altımızda son model araba e bide yazligimiz olsun bir de trendlerden de geri kalmayız değil mi.. Hayat bunlardan ibatet değil! Yaşamayı sevmek bu sevince sıkı sıkı sarılmaktı Neslicanın yaptığı hiç birimizin beceremediğini başardı o kim ne der demeden yaşadı. Hayatımızı kendi ellerimizle yok ediyoruz farkında değil misiniz? Bzim sorumluluğumuz hayatı doya doya yasamak. Bu yüzden gelmedik mi yoksa şu bilgisayar oyunu karakterlerinden ne eksiğimiz var? Bu hayatı kendi irademizle yaşayamıyorsak neden varız düşündünüz mü hiç? Varlığınızın kanıtı fikirlerinizdir, düşünceleriniz bir fikriniz yoksa ben varım diyemezsiniz arkadaşlar. Ya da bunu dile getiremiyorsanız.

Nolur aldığınız her nefese, uyandığınız her sabaha şükür edin. Abartılı isteklerinizi terk edin sade yaşamaya bakın inanin hayat böyle çok daha güzel.. He bide yaşadığınız her neyse savaşmadan vazgeçmeyin. Şu hayat var ya vazgeçmeyi düşünmek için bile çok kısa… Kendinize iyi bakın…

Introduce Yourself (Example Post)

This is an example post, originally published as part of Blogging University. Enroll in one of our ten programs, and start your blog right.

You’re going to publish a post today. Don’t worry about how your blog looks. Don’t worry if you haven’t given it a name yet, or you’re feeling overwhelmed. Just click the “New Post” button, and tell us why you’re here.

Why do this?

  • Because it gives new readers context. What are you about? Why should they read your blog?
  • Because it will help you focus you own ideas about your blog and what you’d like to do with it.

The post can be short or long, a personal intro to your life or a bloggy mission statement, a manifesto for the future or a simple outline of your the types of things you hope to publish.

To help you get started, here are a few questions:

  • Why are you blogging publicly, rather than keeping a personal journal?
  • What topics do you think you’ll write about?
  • Who would you love to connect with via your blog?
  • If you blog successfully throughout the next year, what would you hope to have accomplished?

You’re not locked into any of this; one of the wonderful things about blogs is how they constantly evolve as we learn, grow, and interact with one another — but it’s good to know where and why you started, and articulating your goals may just give you a few other post ideas.

Can’t think how to get started? Just write the first thing that pops into your head. Anne Lamott, author of a book on writing we love, says that you need to give yourself permission to write a “crappy first draft”. Anne makes a great point — just start writing, and worry about editing it later.

When you’re ready to publish, give your post three to five tags that describe your blog’s focus — writing, photography, fiction, parenting, food, cars, movies, sports, whatever. These tags will help others who care about your topics find you in the Reader. Make sure one of the tags is “zerotohero,” so other new bloggers can find you, too.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın